Yemen milletinin iradesi; Suud rejimini bozguna uğratan etken

0
13

Yemen ordusu Arabistan ve müttefiklerine karşı savaş meydanında büyük zaferler elde etti.

Özellikle Yemen füzelerinin devreye girmesinin ardından Suud ordusu ve müttefikleri daha da bozguna uğradı ve dengeler Yemen ordusu ve halk güçlerinin lehine değişti.

 

Suud rejiminin Yemen milletine dayattığı savaş, Riyad ve müttefikleri hiç bir hedeflerine ulaşamadıkları ve bu yıpratıcı savaşın son bulması yönünde hiç bir aydın ufuk göze çarpmadığı halde dördüncü yılına girdi.

Arabistan elebaşılığındaki Arap ittifakı 2015 yılında Yemen’in istifa eden kaçak Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’yi iktidarın başına geri getirme bahanesi ile Yemen topraklarına saldırdı.

 

Arap medyası bu savaş dördüncü yılına girerken Suud rejimi ve müttefiklerinin neden hezimete uğradığını ele almaya başladı.

Lübnan’ın El Ahbar gazetesi bu savaşın üzerinden tam üç yıl geçerek dördüncü yılına girdiğini ve sonuçsuz savaş ve Yemen kuşatması hala devam ettiğini yazdı. Gazete, Arabistan hala maceracılığına devam ettiğini, bu savaşta binlerce masum insan hayatını kaybettiğini, binlerce insan da yaralandığını ve sonuçta her iki tarafı yıprattığını ve Batılı devletler hala bu savaştan nemalandığını belirtti.

 

Öte yandan Yemen ve özellikle Güney bölgeleri son üç yılda Arabistan, BAE ve Sudan güçlerinin çatışma alanına dönüştü. Arabistan’ın Güney sınırlarında Suud rejiminin askerleri Yemenli güçlerin tuzağına düşüyor, ama buna karşın bu bölgeleri Yemenli güçlerin elinden çıkarmaya çalışıyor. Oysa Yemen ordusu ve halk güçleri bu bölgeleri sımsıkı korumaya devam ediyor.

 

Yemen’in Kuzey cephelerinde de durum aynı şekildedir. Burada Midi çölü Sudanlı askerlerin kan gölüne dönüşmüş bulunuyor. Cuf eyaletinde Mansur Hadi’ye bağlı hiç bir zafer elde edemezken, çölde küçük bir bölgeyi kendi ellerinde tutuyor.

Batı cephesinde ittifakın BAE komutasındaki güçlerin durumu da hiç iç açıcı olmadığı anlaşılıyor. Bu güçler aylardır Hadide kentine girmeye çalışıyor, fakat her defasında Yemenli seçkin güçler onları geri püskürtüyor.

 

Yemen’in Taaz eyaletinde ise ittifak güçleri Nehem’de bataklığa saplanmış bulunuyor. bu güçler kendilerince başkent Sana’ya girmeyi umuyor, fakat Yemen ordusu ve halk güçleri onlara nefes aldırmıyor ve bu yüzden umutları hüsrana dönüştüğü anlaşılıyor.

Her halükarda Arabistan’ın başını çektiği ittifak Yemen tecavüzünde şimdiye kadar hiç bir zaferi olmadığı gibi büyük hezimetlere uğruyor ve savaşın ağır bedelini üstlenmekten başka hiç bir çareleri olmadığı anlaşılıyor.

 

Buna karşın Arabistan’ın veliaht prensi Muhammed bin Salman hala Amerika ve İngiltere ile silah anlaşmaları imzalıyor. Amerika ve İngiltere de gayet tabi bu savaştan milyarlarca dolar gelir elde ettikleri için savaşın devam etmesi yönünde çaba harcıyor. Oysa ittifak güçleri iyice dağıldığı gözleniyor ve saldırı onun istediği üzerine düzenlenen kaçak Cumhurbaşkanı Mansur Hadi de hali hazırda Riyad’da tutuluyor ve bakanları bir bir istifa ediyor.

 

Arabistan Amerika’nın destekleri ile Yemen topraklarına saldırdı. Bu saldırının üzerinden üç yıl geçti ve Yemen milleti en feci cinayetlere maruz kaldı ve binlerce masum çocuk ve kadın kana bulandı. Yemen’de okullar, hastaneler, tarlalar, işyerleri, altyapı tesisleri yerle bir edildi. Bu cinayetler düşmanların amacı Yemen milletini teslim almak olduğunu gösteriyor. Ancak Yemen milletinin şanlı direnişi tüm dünyayı hayrete düşürdü. Yemen milleti yenilmez olduğunu ve inkılap ilkelerine bağlı kaldıklarını ispat etti.

 

Yemen’e dayatılan üç yıllık savaştan sonra Arabistan hala onca hezimete karşın zafer kazanmayı ve böylece onurunu kurtarmayı umuyor. Fakat Yemen milleti tüm dünyaya ve Yemen’e saldıran ittifakta yer alan ülkelere Yemen toprakları ecnebilere mezar olacağını ispat etti. Nitekim Yemen’de askeri sahalarda yaşananlar bu iddiayı doğruluyor. Yemen milleti en ufak imkanları ile büyük zaferlere imza attı ve ürettikleri füzelerle Arabistan havaalanlarını hedef almaya başladı.

 

Yemen’e dayatılan savaşın dördüncü yılında Yemen ordusu ve halk güçleri bu ülkede bir çok eyaletin kontrolünü kendi elinde tutuyor. Arabistan’ın durumu ise içler acısı bir durumdur. Gerçekte Yemen savaşı Arabistan’ın gırtlağına basılan hançer gibidir. Arabistan iyice yıprandığı için ne bu savaşı sürdürebiliyor, ne de patronlarının öfkesinin korkusunda sonlandırabiliyor.

Bu arada Batı medyası Muhammed bin Salman’ı eleştiriyor. Batı kamuoyu da aynı şekilde Muhammed bin Salman aleyhtarı protesto eylemleri düzenliyor.

 

Arap medyası Yemen savaşında dengelerin değişmesine yol açan etkenlerden birini Yemen ordusu ve Ensarullah hareketinin füze gücü olduğunu belirtiyor. El Ahd gazetesi, Yemen füzeleri arasında Bedir füzesi düşmanı şaşkına uğrattığını, bu füze ilk kez Aramco petrol firmasının tesislerini vurarak gündeme geldiğini belirtti.

 

Kuşkusuz bu durum Arabistan ve müttefiklerinin tüm hesaplarını altüst etti. Zira söz konusu füze saldırısı Arabistan’ın krizzede ekonomisini daha da etkiledi ve yabancı firmalar Arabistan ile anlaşmalarını gözden geçirmeye başladı. Gerçekte Yemen füzeleri savaşın dördüncü yılına girerken Arabistan ve müttefiklerine önemli mesajlar vermeye başladı. Yemen ordusu bu ülkeye saldırı ve dayatılan kuşatma sürdüğü müddetçe düşman tesislerini hedef alacağını gösterdi. Bu durum Yemen’in caydırıcı gücünün sınırı olmadığını ve düşmanların gelecekte bu konu üzerinde hesaplarını iyice yapmaları gerektiğini ortaya koydu.

 

Arabistan ve müttefikleri Yemen topraklarına saldırdıkları ilk günlerde Yemen’in balistik füzelerinin %80 kadarını tamamen imha ettiklerini açıkladı. Ancak Yemen’in balistik füzeleri Arabistan ve müttefiklerinin başına yağmaya başlayınca bu iddianın yalan olduğu ortaya çıktı.

Gerçekte Yemen’in kendi ürettiği balistik füzeleri çatışmaya girmeye başladıktan sonra Yemen askeri sanayii de bu füzeleri daha da geliştirmeye başladı, öyle ki şimdi düşmanları ve işbirlikçileri Yemen füzelerinden derin panik duyuyor.

 

Yemen askeri sanayiinin geliştirdiği füzeler artık Arabistan’ın derinliklerini de hedef alabiliyor. Bu füzeler savaş meydanında dengeleri Yemen lehine değiştirmeye başladı. Bu yüzden Arabistan büyük şaşkınlık geçiriyor, zira uzmanları hala Yemen’in füze gücünü tahmin etmekten aciz oldukları gözleniyor. BM uzmanları da Yemen füzeleri savaş dengelerini alt üst ettiğini itiraf ediyor. Söz konusu uzmanlar Arabistan’ı ve müttefiklerini savaşı sonlandırmadığı takdirde sonuçları onlar için çok vahim olacağı uyarısında bulunuyor.

 

Yemen füzeleri ile ilgili bir başka önemli konu, Arabistan’ın ABD’den aldığı Patriot füze sistemlerinin bu füzelerle mücadelede art arda başarısız olması ve Yemen füzeleri Riyad’da en hassas merkezlere ulaşmasıdır.

Arabistan’ın başını çektiği ittifakın sözcüsü Türki bin Salih, şimdiye kadar Arabistan’a 95 balistik füze isabet ettiğini itiraf etti. Sözcü, Yemen’in füze saldırıları konusunda suskunluğun ahmaklık olacağını belirtti. Arabistan rejimi ise Yemen’in füze saldırılarından çıldırarak uluslararası camiadan bu saldırıların durdurulması için yardım istiyor.

 

Aslında Muhammed bin Salman’ın Washington ve londra ziyaretleri de Yemen savaşında destek arayışı içindi. Ancak Yemen ordusu da bu ülkeyi savunmak için uzun vadeli savunma programı hazırladığı anlaşılıyor, nitekim yeni füzelerin görücüye çıkması da bu iddiayı doğruluyor.

Bu arada Yemen füzeleri Suud rejimini iyice çileden çıkardığı ve bu yüzden Yemen savaşının üst düzey bazı komutanlarını görevden aldığı anlaşılıyor.

 

Arabistan’a Yemen savaşında en çok silah satan ülkelerin başında ise Amerika ve Britanya geliyor. Britanya yönetimi Yemen savaşı başladığı günden bu yana Arabistan’da 6.4 milyar dolar silah sattı. Muhammed bin Salman son londra ziyareti sırasında da 90 milyar dolarlık silah anlaşmasına imza attı.

 

Bu arada Amerikalı yetkililerin de eli Yemen milletinin kanına bulaştığı belirtilmelidir. Amerika da Arabistan’da savaşın başından beri her türlü silahı sattı ve hatta istihbarat sağladı. Nitekim Muhammed bin Salman’ın son Washington ziyareti sırasında da iki taraf daha fazla silah satışı için anlaşmaya vardı.

 

Öte yandan Arabistan’ın kurduğu ittifakın içinde de bazı kırılmalar göze çarpıyor. Gerçi bu ittifak kurulduğu ilk günden itibaren kırılgan bir ittifaktı, ancak son aylarda Katar ile Arabistan arasında patlak veren kriz bir yandan ve Arabistan’ın iç sıkıntıları öbür yandan bu ittifakta ciddi çözülmelere yol açmaya başladı. Nitekim Arap medyası en başta Katar’ın Arabistan’ın kurduğu ittifaktan çekildiğini duyurdu. İkinci kırılma ise Arabistan ve BAE arasında yaşandı. Bu iki ülke savaşın kimin tarafından komuta edilmesi ve Yemen’in nasıl paylaşılması gerektiği konusunda anlaşmazlık yaşamaya başladı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

− 6 = 4