“En şiddetli cezalandırma 2” kitabının yazarının ifşası

0
30
Siyasi ve sosyal yapıdan ayrılmasına rağmen, teslim olmadı. Hatta susması için 1 milyon dolarlık rüşveti dahi kabul etmedi.

Susan: “Öncelikle Iraklı yetkililerin gerekli savaş teçhizatı ve güçlerinin cihatçı gruplarından sağlanacağı bilgisini aldıklarını söylemem gerekir. Bağdat hızlı bir şekilde bu bilgileri Amerika’ya sızdırdı. Bu konu bir yönden Yemen’i de ilgilendirdiği için çok önemli bir meseledir. O dönem BM’de Yemen Temsilci Yardımcısı ile yakın olduğum için Irak Hükümeti söz konusu bilgileri bana sızdırdı. Sonrasında hiç beklemeden Amerika’ya gittim ve CIA’den biriyle görüşme talebinde bulundum. Cihatçılardan Suudi Arabistanlı olan birinin kendi topraklarından çıkarılması üzerine Bağdat kararı hakkındaki bilgileri sormak istiyordum.”

Bu cihatçı Irak topraklarını terk ettikten sonra Bender Aden’e gitti. Bu Suudi vatandaşın tutuklanmamasının sebebi Riyad ile olan ilişkilerin kötüleşme korkusuyla, Suudi Arabistan vatandaşlarını tutuklamıyorlardı.
Sonrasında Yemen’in BM’ye gönderdiği temsilciyi –kendisi benim yakın arkadaşlarımdan biri- durumun tehlikeli olduğu konusunda uyardım. Bu yüzden Yemen bu konuda ABD ile işbirliği yapması gerektiğini söyledim.

O devamında Aden Limanında ABD muhribi “USS Cole” a saldırı olayına işaret ederek şunları dile getirdi: Amerikalılar söz konusu saldırıdan bir gece önce bölgeyi terk ettiler ve cihatçı grubun gemiye saldırı kararını bildikleri halde söz konusu muhribi korumadılar. Onlar cihatçı grubun ABD muhbiri “USS Cole”ün Aden’de saldırı planlarını biliyorlardı.
Saldırıdan önce FBI ve CIA Aden limanındaki ABD güçlerinden bölgeyi terketmelerini ve söz konusu muhribi korumamalarını istedi.
Peki neden? Nedeni ABD’nin söz konusu bölgeye kendi güçlerini göndermek için bir bahane peşinde olmasıydı. Onlar saldırı için ortamı hazırladılar ve bu terör saldırısından faydalandılar.

Olaydan sonra Irak’a döndüm. Orada Iraklı yetkililerle görüşme sürecinde onlara Cihatçıların kendi operasyonları için onların topraklarından faydalandıklarını söyledim. Onlar cevaben o kişilerin operasyonuna karşı olduklarını dile getirdiler. Irak’tan Federal Bürosuna veya İnterpol’e kendi güçlerinin ABD karşıtı Cihatçı güçlerini tutuklama görevini üstlenmeleri için Irak’a girişine izin vermesini istedikten sonra gerçekleşti.

Şubat 2001’de, George Bush’un adaylıktan Başkanlığa seçilmesinden tam 3 hafta sonra, Iraklılar bu talebi kabul ettiler.
O zaman George Bush Büro Başkanlığına bildiğim her bilgiyi aktardım. Kuşkusuz George Bush’un, denetleme için güçlerin Irak’a girişini Bağdat’ın onayladığından haberi vardı. Bu olay,11 Eylül Olayından tam 9 ay önceydi.
Bu kitabın başka bir yerinde, Susan hareketlerini izlemekten sorumlu Richard Fuisz, sizden Irak’a gidip ABD’ye yapılacak her türlü terör saldırı hakkında bilgileri onlardan alıp CIA’e aktarmalarını Iraklı yetkililerden istedi. Ama öncesinde, Irak ABD’ye çok sayıda ayrıcalıklar tanımıştı.

Irak kendi iletişim kanalları aracılığı ile ABD’ye, iki ülkenin farklı alanlarda işbirliği yapması gibi önerilerde bulunmuştu. Bu önerilere örnek olarak:Irak, Ekim 2000’de BM Silah Denetçilerinin yeniden Irak’a girişiyle Irak’ı silahsızlandırmak için toplu imha silahlarında anlaştılar. Aynı zamanda Irak ABD’ye, tüm Irak petrol şirketlerinin işletmelerini vereceği, 10 yıl boyunca yıllık 1 milyon değerinde ABD’den araba ithal edeceği, orada iletişim şirketlerinde önceliği alacağı vaatlerinde bulundu.
Irak aynı zamanda ABD’ye ambargonun sona ermesinden sonra, tıbbi donanım yönetimi ve önceliğini vereceğini, Irak’ın tüm ihtiyaçlarını ABD şirketlerinin sorumluluğu altında olacağını vaat etti.

Bu sayede ABD şirketleri Irak piyasasına geri dönecekti, ve bu 1991’deki Körfez ülkeleri ikinci savaşından yıllar önceki gibi ABD şirketlerinin Irak piyasasındaki egemenliğine geri dönüş demekti.

Susan diyor ki: “ bu en son ki madde, yani 1991’deki Körfez ülkeleri ikinci savaşından yıllar önceki gibi ABD şirketlerinin Irak piyasasındaki egemenliğine geri dönüşü, ABD ve Irak arasındaki asıl tartışma konusudur. Irak, halkının abluka yüzünden acı çekmesinden dolayı ABD’yi cezalandırmak istemiyordu. Irak’ın o dönemdeki yaptırımlardan kaynaklanan durumu öyle bir noktaya geldi ki, Irak hükümeti bu yaptırımlara son verecek her türlü şartı kabul etti.
Sunucu şunları ekledi: “ Irak’ın ABD’ye sunduğu önerilerden biri, Bağdat’ın sonrasında terörle mücadelede ABD ile ortaklığına dönüştü.

O Susan’a şu soruyu sordu:” Onlar size bu teklifleri doğrudan mı sundular ?
Ve devamında: “ bu şekilde Irak bir Amerikan sömürüsüne dönüşmüş olacaktı.”
Susan şu cevabı verdi: “ kesinlikle doğru. Iraklılar ambargodan kurtulmak için her yola başvurmaya hazırlardı. Saddam Hüseyin ABD ile olan dostluğunu kanıtlama peşindeydi. O son yıllarda ABD ile düşmanlıklarının olmadığını kanıtlamak istiyordu.
Bir dönem Irak ABD’ye ihtiyacı olmadığını kanıtlama peşindeydi. Neden Irak bölgede İran’ın ilerlemesini önlüyordu. Ama ABD bu soruları istemiyordu. ABD Irak aleyhine savaş açmak için bir bahane peşindeydi.
Yazın sürekli ABD yetkililerinden sorular soruyordun, sizin hareketlerinizi izleyen yani Richard Fuisz sizden sürekli, Iraklı yetkililerden elinde olan bilgileri size aktarmalarını istiyordu. Soru şu ki, neden Richard Fuisz Iraklıların ABD’deki terör saldırısından haberdar olduğu konusunda ısrarcıydı? Iraklıların bu konu hakkında haberdar olduğundan neden bu kadar emindi?

2001’de Richard telefon görüşmesinde bana, acilen bürosuna gelmemi istedi. Bir mesajı olduğunu ve Iraklılara iletmem gerektiğini söyledi. Orası tam olarak, BM’de Iraklı diplomatlardan uçak kaçırma operasyonu ve bu uçaklarla ABD aleyhine terör saldırısı düzenleme hakkındaki bilgilerin Washington’a aktarılması talebinde bulunmamı söylediği yerdi. Susan, “ Uçak kaçırma operasyonu” diyerek Richard’ın sözlerini vurguluyordu.
Sunucu şu soruyu sordu: “ Richard, MOSSAD ya da İngiliz istihbarat teşkilatından bilgi edindi mi?” “Ve aynı zamanda bu operasyon detaylarını ona verdiler mi?”
Susan orada bana, bir terör saldırısı peşinde olduklarını söyledi. Eğer Iraklılar bu konu hakkında herhangi bir detay biliyorsa casus(yani Susan) aracılığı ile onlara iletsin.
O dedi ki: “Eğer Irak gerekli bilgileri bize vermezse, bu ülke aleyhine askeri operasyon düzenleriz.”
Cevap olarak şunları söyledim: “ Iraklılara bilgi vereceğim ve eminim ki onlar bizimle işbirliği yapacak.”
2001 Nisanda Richard’ın mesajını Irak’a ulaştırdım. Onlar bizim talebimizi kabul ettiler ve bu konu hakkında ABD ile işbirliği yapmaya hazırlar.
Richard döndüğünde bana, Iraklıları tehdit ettiğinde ne tepki verdiler diye sordu. Ona tehdide gerek olmadığını söyledim. Onlar, bizimle işbirliği yapacaklarını vurguladılar. Benim rahatsız olduğumu görünce şunları söyledi: “ senden onlara hoşgörülü davranmanı istememiştim…
Sunucu Susan’a şunları söyledi: “ Richard size o zaman demişti ki Iraklıları şiddetli bombardımana tutacağımız mesajını ilet.” Bu onlara iletmen gereken mesajdı. Susan, Richard’ın Iraklılardan kötü sıfatlarla bahsettiğini söylüyor.
Peki, Richard’a güveniyor muydun? O, Iraklıların edindikleri bilgileri ABD’ye aktardıklarına emindi.
Susan cevap olarak, “Evet, ona güvenim tam. O hatta, Irak’ta bir iç komplo olacağına ve bunun uçak kaçırmayla ilgili olduğuna emindi.
Susan diyor ki: “Richard Iraklıların elinde bilgi olduğuna dair emin olduğu zaman, ona sordum, üzgün bir şekilde bana bu mesajı onlara sert bir mizaçla iletmen gerek dedi. Onlara de ki bu tehdit içeren mesaj Amerikanın en üst makamından size gönderildi; yani George Bush- Başkan yardımcısı- ABD’nin savunma Bakanı. Bu yüzden Iraklı yetkililerin yanına gitmeye ve onlara ABD’nin onları bombalayacağını söylemeye karar verdim. Ve bu bombardıman onları taş devrine döndürecek.”

Adı geçen 3 kişi ABD’ye saldırı hakkında Irak’ın bilgisi olduğunu söylüyorsa, bu bilginin kaynağı neydi?
Onlar Irak’ın elinde bilgi olmadığını biliyorlardı. Bu bahaneyi Irak’a saldırmak için kullandılar.
Susan diyor ki: “Iraklı diplomatların yanına döndü ve onlara dedi, ama ABD mesajını layıkıyla iletmediğimi düşünüyorum.

2001 Mayıs ayında Iraklılar, eğer ABD Bağdat’ın haberdar olduğuna inanıyorsa, bu konuda araştırma yapmak için FBI Irak’a denetleme ekibi gönderir. Bu diplomatların, George Bush’un seçilmesinden önce de Bağdat’ın bu araştırmayı kabul ettiği hatırlatıldı. Onlar, ABD ne zaman kendi denetçilerini Irak’a gönderse, araştırma sorumluluğunu kendisi üstlendiğini vurguladılar. Bağdat, ABD’ye şüpheli kişileri tutuklayabileceklerine dair izin vereceğine söz verdi.
Iraklılar, yeniden onların yanına gittiğim için endişelendiler konunun ciddiyetle peşinden gittiler. Sonrasında Washington’a döndüm ve Richard’la görüştüm. Iraklıların cevabı açıktı. Onlar bu konu hakkında ABD ile işbirliği yapmak istiyorlardı.

O, tüm yaz boyunca haftada bir gün Richard’la görüştüğünü ve 11 Eylül konusu hakkında konuştuklarını söylüyor.
Buna ek olarak yakınlarım ve dostlarımla Dünya Ticaret Merkezi binalarına kaçırılmış uçakla saldırı olacağı ihtimalini konuştuk. En önemlisi de bu saldırıların yaz sonu veya sonbahar başlarında olacağını öngördük.
Ağustos ayında arkadaşlarıma, bu saldırının kesin olarak olacağını ve çok sayıda insanın ölme ihtimalinin olacağını söyledim. Ve bu saldırının nükleer makineyle gerçekleştirilebileceğini öngördük.
Sunucunun sorusu: “Richard, ABD’ye kaçırılmış uçakla yapılacak olan saldırı hakkında bilgiyi veren kişiye hiçbir soru sormadı mı?”

Herkes bu söylentinin CIA’den yayıldığını biliyordu. Çok büyük bir komploydu.
Sunucu vurgulayarak bu bilgiyi ABD’ye veren esas bir kaynak olduğu kesin dedi.
Susan cevap olarak; “Bu soruya cevaben, size vereceğim yanıt, Iraklıların bana verdikleriyle aynıdır.” Dedi.

Onlar bana dedikler ki, bu saldırı hakkında konuşan tek kişi, sizsiniz. Onlar benim talebimden sonra bu konu hakkında hiçbir şey bilmediklerinin mektupta bildirdiler. Onlar, bu konu hakkındaki tüm bilgiler, CIA tarafından yayıldığını söylediler. Yani bu konu hakkında bilgisi olan sadece CIA’dir. Sadece ABD bu konudan haberdardı; ne Suudi Arabistan ne de Ortadoğu ülkeleri bu konudan haberdardı.
Sunucu soruyor: “Körfez ülkelerinin haberi var mıydı?”
Susan cevap olarak, “ bu ülkelerden herhangi birinin ne haberi vardı ne de bu konuyla ilgisi vardı.”

Susan devamında diyor ki: “11 Eylül saldırısından 1 ay önce yani Ağustos 2001’de Robert Miller FBI Başkanı olacakken Richard bana dedi ki, “sence bu saldırı Robert’ın FBI Başkanı olarak tayin edilmesinden önce yapılırsa ne olur?”
Susan ona sordu: “bu saldırının olacağından bu derece emin misin? Hatta Robert’ın atanmasından önce olacağına kadar biliyor musun?”
O dedi ki: “ Evet, en kısa zamanda gerçekleşecek. Bu saldırı 2 gün süresince gerçekleşecek.”
Bu konuşmaları duyduktan sonra ona dedim ki: “Yine New York’ta bulunan Iraklıların yanına gitmem gerekiyor. Ve son kez onlardan bu konu hakkında bilgi vermeliler. Dedi ki: “Bu tehlikeli bir iş. New York’a gitme. Çünkü orada durumlar güvenli değil.”
O, çok sayıda insanın bu saldırıda öleceğini, bu yüzden saldırı düzenlenene kadar New York’a yolculuk etmemem gerektiğini söyledi.

Richard bu saldırının olacağından emindi. Bu yüzden yakınlarımı ve dostlarımı New York’tan uzaklaşmaları konusunda uyardım. Ve sonunda 4 Ağustos günü, yani Richard ile son görüşmemden sonra, New York’a gittim ve son kez oradaki Iraklı diplomatlarla konuştum. Onlar bu konudan habersizdiler. Ve diyorlardı ki, bu konu hakkında konuşan tek kişi “Susan” yani sizsiniz. Bu konu hakkındaki tek haber kaynağı Washington’a ait.”
Aynı ayın 6.günü Richard’la görüştüm. O gün George Bush ABD terörle mücadele ve güvenlikten onaylı El-Kaide’nin ABD’ye saldırı planlarına dair bir mektup aldı. Bu yüzden gerekli tedbirler alınmalı.

O dönem George Bush, bu konuyu önemsemedi ve yandaşlarından oyununa eşlik etmelerini istedi.
Sonrasında tüm ajan kurumlarından, ellerinde olan tüm bilgileri bize vermelerini istedi. Başsavcılığı aradım. Bu konu hakkında uyarmalıydım. Onlar terörle mücadele kurumunu aramamı önerdiler. Onları aradım ve bana dediler ki: “CIA çalışanları hep hayali komplolardan söz ediyorlar; onları dinleme.” Biz muhtemel bir saldırıyı bekliyorduk ( gerekli tedbirleri almadan). Ama tam olarak ne zaman olacağını bilmiyorduk.
“Yani kesin bilgiye sahiptiniz sadece saldırının ne zaman olacağını mı bilmiyordunuz?”
“Evet, ama saldırının nereye olacağını biliyorduk, bu yüzden bu saldırıya karşı durabildik. İkiz kuleleri vuracak uçakları düşürebilirdik.”

“Bu saldırıyı rahatça önleyebilirken hatta havaalanında bile hiçbir tedbir alınmadı.” O son olarak Yemen limanındaki ABD muhabirine olan saldırıya değinerek şunları söyledi: “ABD bu muhbir saldırısından da haberdardı.” 11 Eylül saldırıları, arka planda Bush yönetiminin olduğu Irak aleyhine savaş açmak için gerçekleştirilen bir bahanedir.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

92 − 90 =